Peygamber Efendimizin Dişinin Kırılması

Konusu 'Hz Muhammedin Hayatı' kategorisindedir ve Yavuz tarafından 16 Ekim 2012 başlatılmıştır.

  1. Yavuz Üye Üye

    Katılım:
    11 Nisan 2012
    Mesajlar:
    2.937
    Uhud Savaşında Peygamber Efendimizin Dişinin Kırılması

    Hz. Muhammed (as) Efendimizin Mübarek Dişinin Kırılması

    Rasulullah Efendimiz davası uğrunda bir çok bedel ödemiştir. Bu bedellerden bir taneside Uhud savaşında İslam ordularının komutanı ve son Peygamber olarak düşmanla yüz yüze kalmış ve çarpışmıştır. Peygamberlerin hayatında cereyan eden bazı olaylar müslümanların hayat nizamlarını düzenlerken örnek almaları için gerçekleşen kıssalardır.

    Uhud savaşı başlamadan önce ordu yerini alırken Peygamber Efendimiz okçulara durmaları gereken yeri ve posizyonu tarif ettikten sonra, "Kartalların bendelerimizi savaş meydanından alıp götürdüğünü görsenizde yerinizi terk etmeyin" mealinde tembihte bulunmuştur. Yani savaşı kaybetsekte düşmanların hepizi öldürdüğünü görseniz, düşmanlar çekilip gitsede hayvanların bizim bedenlerimizi yediğini görseniz bile o tepeyi terk etmeyin demek istiyor. Bu kuvvetli tembihe rağmen islam ordusu ilk etapta galebe çaldığı düşmanı kovalarken okçular "Tamam kazandık artık" diyerek düşmanı kovalamaya başlıyorlar. Bunları kimi sevinçten kimiside ganimetten kapmak amacı ile yerini terk ediyor. Bunu gören o gün için daha müslüman olmamış müşrik ordusunun süvari birliği komutanı Halid Bin Velid tepeyi dolaşarak kalan okçularıda şehid ettikten sonra islam ordusuna arkadan saldırıyor. Bozguna uğrayan islam ordusu uhud dağına doğru çekilmek zorunda kalıyor.

    Bu esnada komuta çadırıda korumasız kaldığından düşman askerleri Peygamber Efendimizin yanına kadar sokuluyorlar. Nebiyyi Muhterem Efendimiz etrafında 5 yada 10 kadar sahabe kalıyor. Çok şiddetli çarpışmaların yaşandığı bu esnada Peygamber Efendimiz mubarek başına aldığı darbe sonucu miğferi parçalanıp bir kısmı yanağından çenesine webokur.com batarak ön dişinin kırılmasına sebep oluyor. Nihayet müslümanlar toparlanıp Peyganber Efendimizi kuşatarak uhuda doğru çıkıyorlar. Bu olay müslümanların Peygamberimizin sözünü dinlemelerine binaen gerçekleşsede Rasulü Zişan Efendimiz kimseye bağırıp çağırmıyor, hiçbiri bu durumdan ötürü kınamıyor. Cenabı Allah kendisine şu ayeti celileleri inzal buyuruyor.

    Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.(Ali-İmran:159)

    Bu olay üzerine Peygamber Efendimiz arkadaşları hakkında istiğfarda bulunuyor ve ne yapılması hususunda istişare yapıyorlar. Müslümanlar tekrar toparlanıp müşrükleri izlemeye başlıyorlar. Bunu haber alan müşrükler intikam hırsı ile çok mukavemet olacağından korkup geri dönmüyorlar. İslam orduları ne kadar gayret etsede bir daha müşrüklere ulaşamıyorlar. Bu kovalamaca Uhud savaşını netice olarak yine müslümanların lehine çeviriyor.
    yawux webokur.com​
     

Sayfayı Paylaş