Peygamber Efendimizin (s.a.v) Komşu Haklarına Verdiği Önem

Konusu 'Peygamberler' kategorisindedir ve Elif tarafından 31 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Elif Aktif Üye Yönetici Admin

    Katılım:
    16 Şubat 2012
    Mesajlar:
    6.463
    Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v) Komşu Haklarına Verdiği Önem:

    Yüce RABBİMİZ bir ayet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:
    "Ana, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, arkadaşla, yakın arkadaşa, yolcuya, elinize bakanlara iyi davranın" (Nisa 36) buyurmuştur.
    Peygamberimiz (s.a.v) ailesiyle birlikte komşuluk ilişkilerine çok önem verirdi. Hatta komşu ilişkileriyle ilgili birçok hadis-i şerifleri mevcuttur. Örneğin:
    "ALLAH'a ve ahiret gününe inanan, misafirine ikramda bulunsun. ALLAH'a ve ahiret gününe inanan komşusuna iyilikte bulunsun. ALLAH'a ve ahiret gününe inanan ya hayır söylesin, yada sussun" diye buyurmuşlardır. Yine peygamber efendimiz (s.a.v):
    "CEBRAİL bana; komşuya iyilik yapmayı o kadar ısrarla tavsiye etti ki; birbirlerine mirasçı yapacak sandım." diye buyurmuşlardır.
    Yine peygamber efendimiz (s.a.v)
    "ALLAH katında arkadaşların en hayırlısı, arkadaşlarına en hayırlı olandır.
    Komşuların en hayırlısı, komşularına hayırlı olandır." diye buyurmuştur.
    Peygamber efendimiz (s.a.v) komşularını ziyaret eder, sevinçli ve üzüntülü zamanlarda yanlarında olurdu. Komşularını dertleriyle ilgilenir, sahip olduklarını onlarla paylaşır ve paylaşımla ilgili şöyle buyurmuştur.
    "Komşusu açken, tok yatan kimse bizden değildir." yine peygamber efendimiz (s.a.v)
    "Müslüman komşusuyla güzel geçinen, seven, sevilen aranan ve etrafına güven veren insandır. Çevresine güven vermeyen bir insan olgun mümin olamaz." bıyurmuşlardır.
    İslam dini; komşu haklarına büyük önem vermiştir. İslamın komşu hakları hususunda koyduğu emir ve yasaklar başka hiç bir sistemde yoktur rastlamakda mümkün değildir.
    Komşularımıza iyilik ve ikramda bulunmak, onlarla selamlaşmak, ziyaretlerine gitmek, yardımlarına koşmak, sevinçli ve kederli anları paylaşmak, güler yüzlü olmak, iyi davranmak, hal ve hatırlarını sormak, kötü hareketlerden kaçmak, ırz ve namuslarına göz dikmemek, dini ve dünyevi işlerde yol göstermek olmalıdır ve nefret edilen değil aranan komşu olmak ve kapı komşumuzdan başlamak üzere; evimizin, işyerimizin etrafında bulunan herkes komşuluk haklarına sahip olduklarını bilmek gerketiğini peygamberimiz (s.a.v) ısrarla beyan etmiştir. Yine peygamber efendimiz (s.a.v)
    "Bilmiş olun ki; kırk ev komşudur." buyurmuşlardır.
    yine bu konu ile ilgili Hazret-i Aişe validemiz ve diğer sahabeler kırk evin komşu oduğunu bildirmişlerdir.
    Peygamber efendimize (s.a.v.) sahabelerden sorarlar?
    "Kim mümin olamaz YA RASULLAH?" dediklerinde efendimiz (s.a.v)
    "Şerrinden komşusu emin olmayan kimse." (Buhari) diye cevap vermiştir.

    Peygamber efendimiz (s.a.v) komşulukla alakalı, komşuluk ilişkilerinde bir hadis-i şerifinde şöyle maddelemiştir.
    1) Selamlaşmak (selam vemek ve almak)
    2) Borç ve ödünç birşey isteyincek vermek.
    3) Darda kaldığında yardıma koşmak.
    4) Maddi sıkıntıya düşünce, gözetip kollamak.
    5) Mutlu günlerinde sevincine, kederli günlerinde üzüntüsüne ortak olmak.
    6) Komşu komşunun evine gidecek bir yemek yapınca ona bir miktar ikram etmek.
    7) İzni olmadan evinin önünü kapatacak şekilde bina yapmak.
    8) Hastalanınca ziyaret etmek.
    9) Ölünce kabre götürüp defnetmek. diye buyurmuştur.

    Hiç şüphesiz peygamber efendimizin (s.a.v) bu tarz yeteri komşuluk ilişkilerinde oldukça kuşatıcı bir çerçeve çizmekle birlikte komşunun komşusu üzerinde haklarını saymakla değil, önemli olanlarına dikkat etmeyi önemsemiş ve amaçlamıştır.
    Bir müslüman, din ve dindarlık farkı, kültür ile bölge farkı gözetmeksizin bütün komşularıyla iyi ilişkiler içinde olması islamın yardımlaşmaya dayanmasına doğrultulu oranda hareket etmesi gerekir ve etlik kökeni ne olursa olsun İNSAN'a yakışan da budur ve bu olmalıdır.
     

Sayfayı Paylaş