Ayşe Kulin Veda Kitabının Kısa Özeti

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Lavinia tarafından 24 Temmuz 2012 başlatılmıştır.

  1. Lavinia

    Lavinia Yönetici Admin

    Katılım:
    16 Şubat 2012
    Mesajlar:
    10.154
    Sponsorlu Bağlantılar
    Ayşe Kulin Veda Kısa özet

    Ayşe Kulin Veda Kitabı Özeti

    Ayşe Kulin Veda romanında Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde İstanbul’da bir konakta yaşanan olayları anlatıyor.
    İşgal altında bir İstanbul, sona yaklaşan koskoca Osmanlı İmparatorluğu... Beyazıt semtinde dönemin son Maliye Nazırı Ahmet Reşat Bey’in ailesi ile yaşadığı konak...

    [​IMG]

    Son Osmanlı Maliye Nazırı Ahmet Reşat Paşa konağında; eşi, iki kızı ve konak çalışanlarıyla birlikte yaşamaktadır. Konağın çatı katında Sarıkamış gazisi yeğeni Kemal hasta olarak kalmaktadırr ve bakımıyla da konakta yaşayan Mehbare ilgilenmektedir. Kemal, İstanbul’u işgal eden işgalci güçler tarafından aranmaktadır. Tek suçu vatanı kurtarmak için derneklere ve millicilere yardım etmektir.

    Kemal, hasta yatağında arkadaşlarından Dr. Mahir’in getirdiği gazete ve dergileri tercüme ederdi. Ancak Ahmet Reşat bu durumdan şikayetçiydi. Mahir ise dayısı Ahmet Reşat’ın da kendi aralarına katılmasını istiyordu. Ama Ahmet Reşat padişaha bağlılığından bu fikre hiç yanaşmıyordu. Bu sırada Ahmet Reşat’ın eşi Behiçe Hanım da Mehbare ve Kemal arasındaki yakınlaşmayı görüyor ve bu kaygısını Saraylı Hanım ile paylaşıyordu. Kemal’in çocukluk arkadaşı Azra Hanım ise konağa çok sık girer çıkar olmuştu. Mehbare, Kemal ile Azra Hanım’ı kıskanıyor, ancak Azra Hanım’ın da Kemal gibi vatanı için çalıştığını ve yardım etmek istediğini görüyordu. Bundan dolayı Mehbare ve Azra Hanım da giderek yakın arkadaş olmuşlardı.

    Konakta bu olaylar olurken, Ankara’da işgalci kuvvetlete karşı direnen ve düzenli bir ordu kurarak ülkeyi işgalden kurtarmak isteyen Mustafa Kemal vardı.

    Konakta olaylar bitmiyordu. Behiçe Hanım hamileydi. Ancak Mehbare de Kemal’den hamile kalmıştı. Bu durum aralarındaki yakınlığın ortaya çıkmasına sebep olmuştu, ancak Behiçe Hanım Ahmet Reşat’tan gizlemeye kararlıydı. Ahmet Reşat bu hamileliği öğrenirse Kemal ile araları bozulacaktı. Bu nedenle Kemal, dayısına hamilelik mevzusuna hiç değinmeden Mehbare ile evlenmek istediğini söyler. Ardından Anadolu’ya geçmek için evden ayrılacağını da belirtir.

    Eskişehir’e telgraf ağı kurmak üzere görevlendirilen Kemal konaktan uzaklaşmış olur. Busırada Kemal’in arkadaşı Dr. Mahir, Behiçe Hanım ve Mehbare’nin hamileliği sebebiyle konağa çok sık girmeye başlamış ve evin büyük kızı Leman’a aşık olmuştur. Konakta ise zor günler başlamıştır. Anadolu’ya geçtikten kısa bir süre sonra Kemal’in ölüm haberi gelir. Mehbare bu olayın üzerine erken doğum yapar. Kemal’in çocukluk arkadaşı Azra Hanım ise Antep’te gönlünü bir Fransız subayına kaptırmıştır. Ancak vatanını işgal eden bir subayla birlikte olamayacağından aşkını kalbine gömmüştür.

    Bu olaylar olurken Osmanlı İmparatorluğu‘nun son padişahı Vahdettin vatanı terk etmek üzeredir. Vatan kurtulmuştur ve ordunun yanında olmayanlar vatan haini ilan edilmiştir. İstanbul’u bir vatan haini gibi terk etmek zorunda kalan Ahmet Reşat ise konaktakileri düşünmektedir. Son olarak Dr. Mahir’den konaktakilere göz kulak olması için yardım istemiş, bu bahaneyle Dr. Mahir Leman ile evlenmek istediğini söylemiştir. Böylece o akşam imam nikahını kıyarlar ve Ahmet Reşat İstanbul’u terk eder.

    Alıntıdır.


Sayfayı Paylaş