Mustafa Kemal'in okuryazar nüfus için yaptığı çalışmalar nelerdir

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve Misafir tarafından 2 Ekim 2012 başlatılmıştır.

  1. Misafir

    Misafir Ziyaretçi

    Sponsorlu Bağlantılar
    Atatürk'ün okuryazar nüfus için yaptığı çalışmalar nelerdir

    Mustafa Kemal'in okur yazar nüfus için yaptığı çalışmalar hakkında bilgi alabilir miyim?


  2. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Katılım:
    16 Şubat 2012
    Mesajlar:
    6.464
    Cevap: Mustafa Kemal'in okuryazar nüfus için yaptığı çalışmalar nelerdir

    Atatürk Türk halkının çoğunluğunun (% 90'ının) okuma yazma bilmemesini bir ayıp olarak görmüştür.
    Bu cehaletin önüne geçmek için yaptırdığı araştırmalarda en büyük nedenin Arap harflerinde olduğunu anlamıştır.
    1928′de gerçekleştirdiği harf inkılabıyla Türkçe sözcükleri ifade etmekte yetersiz kalan Arap harflerinin yerine Latin harflerini getirmiştir.
    Atatürk okur yazar sayısını artırmak için Millet Mektepleri kurmuştur. Eğitim Bakanlığı’na bağlanmış, tümünde çağdaş, laik eğitim verilmesi sağlanmıştır.
    Baş öğretmenliğini yaptığı bu okullar vasıtasıyla 1.240.000 kişinin okuma yazma öğrenmesini sağlamıştır.

    Harf inkılabı Öncesi % 10 olan okur yazar oranı kısa bir süre içinde % 20′ye çıkmıştır.
    Eğitimde cinsiyet farkı gözetmeden eşit hak ve İmkanlardan faydalanmasını sağlamıştır.
    Atatürk, ayrıca eğitimin bir meslek kazandırmasına da büyük önem vermiş Tapu Kadastro, Maliye, Ticaret, Terzilik, Sağlık ve bunlar gibi diğer dallarda pek çok mesleki öğretim kurumlarının açılmasını sağlamıştır.

    Atatürk’ün eğitimde gerçekleştirdiği en önemli çlışmalarddan biri: 3 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat yani eğitimin birleştirilmesi hakkındaki kanunla gerçekleşmiştir. Bu kanunla Osmanlı Devleti’nden beri süregelen eğitimdeki ikiliğe son verilmiştir. O zamana kadar ülkemizde bir yanda dini eğitim veren okullar, diğer yanda ise Laik eğitim veren kurumlar vardı. Bu kurumlardan her biri kendine göre bir eğitim programı izliyor ve sonuçta iki ayrı insan tipi yetiştiriyorlardı.

  3. Misafir

    Misafir Ziyaretçi

    Atatürk Türk halkının çoğunluğunun (% 90'ının) okuma yazma bilmemesini bir ayıp olarak görmüştür.
    Bu cehaletin önüne geçmek için yaptırdığı araştırmalarda en büyük nedenin Arap harflerinde olduğunu anlamıştır.
    1928′de gerçekleştirdiği harf inkılabıyla Türkçe sözcükleri ifade etmekte yetersiz kalan Arap harflerinin yerine Latin harflerini getirmiştir.
    Atatürk okur yazar sayısını artırmak için Millet Mektepleri kurmuştur. Eğitim Bakanlığı’na bağlanmış, tümünde çağdaş, laik eğitim verilmesi sağlanmıştır.
    Baş öğretmenliğini yaptığı bu okullar vasıtasıyla 1.240.000 kişinin okuma yazma öğrenmesini sağlamıştır.

    Harf inkılabı Öncesi % 10 olan okur yazar oranı kısa bir süre içinde % 20′ye çıkmıştır.
    Eğitimde cinsiyet farkı gözetmeden eşit hak ve İmkanlardan faydalanmasını sağlamıştır.
    Atatürk, ayrıca eğitimin bir meslek kazandırmasına da büyük önem vermiş Tapu Kadastro, Maliye, Ticaret, Terzilik, Sağlık ve bunlar gibi diğer dallarda pek çok mesleki öğretim kurumlarının açılmasını sağlamıştır.

    Atatürk’ün eğitimde gerçekleştirdiği en önemli çlışmalarddan biri: 3 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat yani eğitimin birleştirilmesi hakkındaki kanunla gerçekleşmiştir. Bu kanunla Osmanlı Devleti’nden beri süregelen eğitimdeki ikiliğe son verilmiştir. O zamana kadar ülkemizde bir yanda dini eğitim veren okullar, diğer yanda ise Laik eğitim veren kurumlar vardı. Bu kurumlardan her biri kendine göre bir eğitim programı izliyor ve sonuçta iki ayrı insan tipi yetiştiriyorlardı.

  4. Misafir

    Misafir Ziyaretçi

    Cevap: Mustafa Kemal'in okuryazar nüfus için yaptığı çalışmalar nelerdir

    Mustafa Kemal’in Okur Yazar Nüfus İçin Yaptığı Çalışmalar

    Atatürk ve Eğitim

    Atatürk, toplum hayatım ilgilendiren her konuda öneminden hiçbir şey kaybetmeyen görüşler üretmiştir. Eğitim ise O’nun en yoğun çalıştığı alanlardan biridir. Çünkü O, bir milletin geleceği üzerinde eğitimin oynadığı rolü çok iyi bilmektedir.
    Atatürk’e göre, bir milletin hayat mücadelesinde, maddi ve manevi bütün güçlerim artırabilmesi, milli eğitimde yüksek bir düzeye erişmesi ile mümkündür. Ancak, milli eğitim ile geliştirilecek ve yükseltilecek olan genç dimağların, paslandırıcı, uyuşturucu ve hayali fazlalıklar ile doldurulmasından kaçınılmalıdır.
    Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın en zor günlerinde, Yunan ordusu Ankara’ya doğru ilerlerken dahi eğitime verdiği önemi göstermiş 16 Temmuz 1921 günü Ankara’da bir Maarif Kongresi toplamıştır. Orada toplanan öğretmenlere yeni nesli yetiştirirken uymaları gereken şu esasları göstermiştir:

    1. Eğitim milli olmalıdır.
    2. Milli terbiye programında, milletimizin gelişmesine engel olan ve o güne kadar uygulanan eski eğitim içinde yer alan hurafeler ile bize uygun olmayan yabancı etkiler ister doğudan gelsin ister batıdan bulunmamalıdır.
    3. Çocuklarımız ve gençlerimiz yetiştirilirken onlara bilhassa varlığına ve birliğine saldıran yabancı güçler ve fikirlerle nasıl mücadele edecekleri öğretilmelidir. Bu bilgilere sahip olmayan fertlerden oluşan toplumlara hayat ve bağımsızlık hakkı yoktur.
    4. Gelecek için hazırlanan vatan evlatlarına her türlü zorluk karşısında yılmamaları öğretilmelidir.
    5. Aileler de çocuklarının gelecekleri için hiçbir fedakarlıktan kaçınmamalıdır.

    Bu esaslar Atatürk’ün daha Kurtuluş Savaşı sırasında eğitimle ilgili politikalar geliştirmeye başladığını göstermektedir. Onun Eğitim Politikası’nın asıl hedefi Milli, Laik, Cumhuriyetçi ve Çağdaş bir nesil yetiştirmektir. Bu şekilde hem Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri sağlamlaştırılmış olacak, hem de en kısa zamanda çağdaş medeniyet seviyesine ulaşılacaktır.
    Atatürk’ün eğitimde gerçekleştirdiği en önemli İnkılaplardan biri 3 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat yani eğitimin birleştirilmesi hakkındaki kanunla gerçekleşmiştir. Bu kanunla Osmanlı Devleti’nden beri süregelen eğitimdeki ikiliğe son verilmiştir. O zamana kadar ülkemizde bir yanda dini eğitim veren okullar, diğer yanda ise Laik eğitim veren kurumlar vardı. Bu kurumlardan her biri kendine göre bir eğitim programı izliyor ve sonuçta iki ayrı insan tipi yetiştiriyorlardı. Bu durumun sakıncaları Kanunun gerekçesinde şöyle ifade edilmiştir:

    “İki türlü terbiye ve öğretim bir memlekette iki türlü insan yetiştirir. Bu ise duygu birliği, fikir birliği ve dayanışma amaçlarım toptan mahveder, yok eder.”

    Atatürk’ün Eğitim Hakkındaki Düşünceleri
    Eğitim Bakanlığı’na bağlanmış, tümünde çağdaş, laik eğitim verilmesi sağlanmıştır.
    Atatürk Türk balkının % 90′ının okuma yazma bilmemesini bir ayıp olarak görmüştür. Bu cehaletin önüne geçmek için yaptırdığı araştırmalarda en büyük nedenin Arap harflerinde olduğunu anlamıştır. 1928′de gerçekleştirdiği harf inkılabıyla Türkçe sözcükleri ifade etmekte yetersiz kalan Arap harflerinin yerine Latin harflerim getirmiştir. Bu büyük İnkılabı desteklemek ve okur yazar sayısını artırmak için Millet Mekteplerini kurmuştur. Baş öğretmenliğini yaptığı bu okullar vasıtasıyla 1.240.000 kişinin okuma yazma öğrenmesini sağlamıştır. Harf inkılabı Öncesi % 10 olan okur yazar oranı kısa bir süre içinde % 20′ye çıkmıştır.



    Kaynak: egitimogretimci

Sayfayı Paylaş