Nasrettin Hoca Hikayeleri

Konusu 'Gülelim eğlenelim' forumundadır ve Yavuz tarafından 6 Mayıs 2013 başlatılmıştır.

  1. Yavuz

    Yavuz Üye Üye

    Katılım:
    11 Nisan 2012
    Mesajlar:
    2.937
    Sponsorlu Bağlantılar
    Nasrettin Hoca Hikayeleri Fıkraları Kısa Özetini Oku

    Nasrettin Hoca hikayeleri Nasrettin Hocanın en komik ve düşündürücü fıkra öykü ve masallarını bu sayfada bulabilirsiniz. Hoca Nasrettin Osmanlı yada Selçuklu döneminde yaşamış düşünür ve fikir adamıdır. Toplumsal ahlak psikolojisini halkın anlayacağı bir dil ile aynı zamanda esprili ve mizahi karakterler katarak yeri gelmiş eleştirmiş ve yeri geldiğinde öğüt verircesine figüre etmiştir. Nasrettin Hocanın en komik ve düşündüren güzel birkaç fıkrasını sizlerle paylaşmak istiyoruz.

    Dünyanın Ortası

    Bir gün üç ecnebi filozof Selçuklu sokaklarında insanların kafasını karıştırıyormuş. "En bilgininiz kimse çıksın karşımıza soracaklarımız var bilirse Müslüman olacağız bilmezse siz Müslümanlıktan çıkacaksınız" diyorlarmış. Kimse cesaret edememiş, en son bu işi Nasrettin Hoca halleder diye düşünmüşler. Hoca Nasrettin'e durum anlatılınca kabul etmiş ve adamları bulup "sorun soracağınızı" demiş.

    Birinci feylesof; "Sakalımda kaç kıl var?" diye sorunca Hoca hiç tereddüt etmeden "eşeğimin kuyruğundaki kıllar ile aynı sayıda ne eksik ne fazla" cevabını vermiş. Ecnebi kabul etmeyince "isterseniz sayalım" demiş Hoca Nasrettin, başlamışlar bir sakaldan bir kuruktan koparmaya. Canı yanan ecnebi az geçmeden pes edivermiş.

    İkinci feylesof; "Dünyanın ortası neresi?" diye sorunca bütün ahali şaşırmış ve hep birden Hoca'ya dönmüşler. Hoca yüzünde tatlı bir tebessüm ile "Eşeğimin arka sol ayağı tam ortasında şu an inanmıyorsanız işte arşın ölçün bakın" cevabını verince ecnebi kabul etmese de kendi görüşünü de ispat edemeyince kabullenmek zorunda kalmış.

    Üçüncü feylesof; Yere bir yuvarlak çizip ortadan ikiye bir çizgi ile bölerek bunun ne olduğunu söylemesini istemiş. Kalabalık homurdanmaya başlamış Hoca bakıp biraz düşünmüş ve oda daireyi bir çizgi ile bölerek dört parça yapmış ve bir parçasını karalamış. Ecnebi feylesofların üçü birden şehadet kelimesi getirmişler.

    Daha sonra kalabalık Nasrettin Hoca'ya son soruyu anlamadıklarını açıklamasını istemişler. Hoca yavaşça "Ya yere bir baklava tepsisi çizdiler yarı yarıya paylaşalım dediler bende kabul etmedim biri size üçü bana dedim pes dediler" cevabını verince kalabalık dağılıp gitmiş. Ecnebi feylesofların kastı ise dünyayı çizip ekvator çizgisini göstermişler Hoca'nın yaptığını da üçte biri kara parçası diğerleri sudur demeye getirdi sanarak pes etmişler...

    Sana Ne!

    Pazarda adam Hoca Nasrettin'e yanaşarak "Hocam şimdi buradan bir tepsi baklava geçti" demiş hoca umursamaz bir tavır ile "bana ne" demiş. Adam tekrar "ama sizin eve gitti" deyince bu sefer kızgın bir eda ile "sana ne!" diye lafı kapatmış.

    Ne Anlatacağımı Biliyor musunuz?

    Nasrettin Hoca bir köye geçici olarak imam olarak gönderilmiş. Cuma günü gelince Hoca minbere çıkıp;

    - Ey cemaat bu gün size ne anlatacağımı biliyor musunuz? diye sorunca cemaat genel sohbet anlamında;

    - Biliyoruz Hocam demişler. Nasrettin Hoca hayret nidası ile;

    - Sevgili cemaat biliyorsanız vakit kaybetmeyelim duaya geçelim demiş. Ertesi hafta cemaat yanlış yaptık ayıp ettik bilmiyoruz demeliydik diye düşünerek cumaya hazırlanmışlar. Cuma gelip çatınca Hoca Nasrettin yine hutbeye çıkarak;

    - Ey cemaati müslümin ihvani din bu gün size ne anlatacağımı biliyor musunuz? diye cemaate sormuş. Cemaat geçen haftadan tecrübeli;

    - Haşa Hocam ne bilelim Allah bilir demişler. Hoca yine şakın bir tavırla;

    - Muhterem cemaat sizin bilmediğinizi ben nerden bileyim diyerek hutbeden inmiş. Cemaat bir türlü sohbet hutbe va'zu nasihat dinleyemediğinden toplanıp düşünmüşler ve karar vermişler, yarısı biliyoruz diyecek ve diğer yarısı ise bilmiyoruz cevabını vererek hutbeyi dinlemeyi ummuşlar. Hoca her zamanki gibi yine cuma günü cemaate camide sormuş;

    - Ey cemaat bu gün size ne anlatacağımı biliyor musunuz? Cemaat önceden anlaştığı gibi kimi biliyoruz demiş kimiyse bilmiyoruz diye cevap vermişler. Hoca pişkin bir tavırla;

    - Arkadaşlar namazdan sonra bilenler bilmeyenlere anlatsınlar. Bu cevap karşısında cemaat Hoca ile yolları ayırmak zorunda kalmış.
    yawux@webokur​
    Son düzenleme: 6 Mayıs 2013


Sayfayı Paylaş