Ru’yet-i hilal: Hilalin görülmesi

Konusu 'Web Haber' forumundadır ve Sümeyra tarafından 7 Temmuz 2018 başlatılmıştır.

  1. Sümeyra

    Sümeyra Süper moderatör Yönetici

    Katılım:
    22 Eylül 2016
    Mesajlar:
    1.646
    Ru’yet-i hilal: Hilalin görülmesi

    Ru\’yet-i hilal (Hilalin Görülmesi) meselesi oruç bahsi içinde önemli bir yer tutar. Hilalin güneş battıktan sonra görülmesi, ay takvimine göre içinde bulunulan ayın sonunu, bir sonraki ayın da başlangıcını gösterir.

    Hilal ilk doğduğunda çok ince olduğu ve kısa bir süre sonra kaybolduğundan ilk günün hilalini görmek dikkat ve tecrübe gerektirir. Havanın bulutlu olması durumunda ise hilali görmek neredeyse imkansız hale gelir.Şüphesiz ramazan orucunun vakti Ramazan ayıdır.Bu aydan başka aylarda caiz olmaz.O halde iki hususta konuşmamız gerekir.
    1) Ramazan orucunun vaktini beyan,
    2) Ramazan orucunun vaktinin ne ile bilindiği.
    Malum olduğu üzere Ramazan orucunun vakti Ramazan ayıdır.Çünkü Allah\’u Teala şöyle buyuruyor: \’\’Sizden herkim Ramazan ayında hazır bulunursa, o ayda oruç tutsun.\’\’ (Bakara suresi:185)

    Ramazan orucunun vaktinin ne ile bilindiğinin beyanı şudur: Gök yüzü açık olduğu zaman Ramazan\’ın isbatı için büyük bir topluluğun hilali görmesi gerekir.
    Büyük topluluk; verdikleri haberle şer\’i bilgi hasıl olan topluluktur. Bu topluluğun sayısını belirlemek en sahih olan görüşe göre müslümanların imamına (yöneticisine) bırakılmıştır.

    Şayet bulut, toz ve sis gibi illetlerden dolayı gökyüzü açık olmazsa imam, akıllı, buluğa ermiş adil bir kişinin şahitliği ile yetinir. Adaletin ölçüsü: Kişinin iyiliklerinin kötülüklerinden fazla olmasııdır. Bu kişinin erkek veya kadın olması, hür vey köle olması farketmez.Çünkü bu iş, dini bir emir olup, haber nakletmeye benzer. Başkasının şahitliğine dayanarak şahitlik etmek de sahihtir.

    Bir adam Ramazan hilalini tek başına görse ve gördüğüne dair şahitlik etse ve kadı tarafından şahitliği kabul edilmezse, kendisinin oruç tutması gerekir.Eğer bu günde oruç tutmazsa üzerine kaza vardır, keffaret yoktur. Kadı şehadetini reddetmezden önce iftar etmişse, sahih olan yine keffaretin vacip olmamasıdır.